GİRİŞ
Depremin “Roman” Hali
Rapor başlığının; bir doğa olayı sırasındaki felaket anılarının ya da kurtuluş
hikayelerinin, acıların ya da dayanışma anlatılarının, kayıplarının ya da inşa
etmek istedikleri yeni yaşama ilişkin umutlarının öyküleştirilmesini
çağrıştırdığının farkındayız.
Açıkçası bu çağrışıma çok itirazımız da yok. Zira Şubat ayında meydana
gelen ve 13 ilde milyonlarca hayatı doğrudan etkileyen depremler
sonrasında ortaya çıkan binlerce öykü bu ülkedeki her eve, işyerine hatta
ilkokul sınıflarına kadar girdi, konuşuldu.
Ancak bu rapor duyduğumuz, dinlediğimiz ya da tanık olduğumuz insani
öykülerin Roman topluluklar bakımından hangi koşullarda ortaya çıktığına,
koşulların eşitsizliğine ve depremlerin neden hiç kimseyi/herkesi
eşitlemediğine bakmayı amaçlamaktadır.
Bunu yaparken, doğal afetlerin insani sonuçları ile devletlerin insan hakları
yükümlülükleri arasındaki bağlama odaklanmaktadır. Doğal afetlerin
yarattığı birçok sonucun devletlerin insan hakları yükümlülüklerini tam
olarak yerine getirmesi halinde “değiştirilebilir” olduğu perspektifinden
hareket etmektedir.
Dünya deneyimleri insan haklarına saygılı bir yaklaşımın, doğal afetlerin
etkilerini azaltabileceğini ve insanların yaşamlarını olumsuz yönde
etkileyen sorunları en aza indirebileceğini göstermektedir.
21