STÖ/İnisiyatif 2
Sivil Toplum Görüşmeleri- STÖ’nün çalıştığı bölge
- Etnik Azınlık
- Çalışma alanı
- Hatay/Antakya
- Derneğin Romanlara dair yürüttüğü çalışmaya dair aktarımları:
Romanların eşit haklara erişmesi için yerel yönetim ve kamu kurumlarıyla ortak çalışmalar yürütüyorduk.
- Romanları yaşam şartlarına dair aktarımları:
omanlar, yoksulluk ve stresle mücadele eden bir gruptur. Hatay'da sosyal yaşamda eşit haklara erişen Romanların sayısı az değildi; Depremden önce eğitim ve istihdam alanında birçok arkadaşımız vardı. Romanlar genellikle günübirlik işlerde çalışıyor ve toplumsal ilişkileri genişletmek için çaba gösteriyorlar. Hatay'da özellikle Domlar ve Abdallar yaşamaktadır, bu gruplar arasında da belirgin sosyal dinamiktir.
- Depremin Romanların yaşamına dair aktarımları:
Deprem öncesinde de zor şartlar altında yaşayan Domlar, depremle birlikte bu zorlukların daha da derinleştiğini hissettiler. Önceden, örneğin kadınlar temizlik işlerine giderek eve bir miktar gelir sağlıyordu, bu da hanelere bir nebze olsun destek oluyordu, ancak artık bu imkan tamamen ortadan kalktı. Depremle beraber Domlar, sahip oldukları her şeyi kaybederek daha da savunmasız hale geldiler.
Deprem, zaten kırılgan olan ekonomik yapıyı tamamen çökertti, iş imkanları yok oldu. Aileler geçim sıkıntısının yanı sıra, temel ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma geldi. Bu süreçte eğitim, sağlık ve barınma gibi temel haklar daha da erişilmez hale geldi.
- Roman çocukların öne çıkan sorunlarının neler olduğuna dair aktarımları:
Dom çocuklarının eğitim erişimindeki sorunlara baktığımızda, yoksulluk nedeniyle beslenme konusunda akranlarına göre geri kaldıkları görülüyor. Yoksulluk ve akranlarıyla eşit olamamanın getirdiği his, Dom çocuklarının hırçınlaşmasına neden oluyor ve bu durum, toplumun onlara olumsuz bakmasına yol açıyor. Depremle birlikte her şeylerini kaybeden Dom çocukları, daha da hırçınlaştı ve bu süreçte eğitimlerine devam etmekte daha fazla zorluk yaşamaya başladılar.
Bazı çocuklar, bu zorluklar nedeniyle uyuşturucuya yönelmiş, madde bağımlılığına düşmüş ve suç eğilimleri artmıştır. Ailelerin imkansızlıkları, çocukları daha da savunmasız hale getirirken, eğitimden kopan bu çocuklar gelecekte daha riskli durumlarla karşı karşıya kalıyor.
- Roman ailerin öne çıkan ihtiyaçlarına dair aktarımları:
Depremle birlikte ailelerin ekonomik gelirlerinde ciddi bir düşüş yaşandı. Romanlar ve Domlar, deprem öncesinde beş üzerinden 2,5’lik bir gelir ortalamasına sahipken, deprem sonrası bu durum birin altına düştü. Bu ekonomik çöküş, ailelerin eğitim giderlerini önceliklendiremeyecek hale gelmesine neden oldu.
Aileler, çocuklarını okula gönderme konusunda artık eskisi kadar motive değiller, çünkü ekonomik yetersizlikler temel ihtiyaçları bile karşılamayı zorlaştırıyor. Çocuklarını okula göndermek istemeyen ailelerin sayısı artarken, birçok aile de çocuklarını okula teşvik etme konusunda eskiye kıyasla daha az istekli.
- Romanların ve özellikle Roman çocukların ayrımcılık deneyimine dair aktarımları:
Konteyner okullardaki Dom çocukları, diğer gruplarla ve Türk çocuklarla aynı okullara gitmeye başladı. Ancak, çocukların hırçın davranışlarını fark etmeyen bazı insanlar, onlara daha ayrımcı bir bakışla yaklaşmaya başladı. Konteyner kentlerdeki okullara giden çocukların ayrımcılığa uğradığına dair bilgiler alıyoruz. Bazı okullarda, Dom çocuklarının yaramaz oldukları gerekçe gösterilerek belirli sınıflara yoğunlaştırıldığı ve bu sınıfların fiziki imkanlarının da nispeten yetersiz olduğu yönünde vakalarla karşılaşıldı.
- Çocuk yaşta evliliklere dair gözlemleri:
Kamu kurumlarının çocuk yaşta evlilikle mücadele konusundaki tutumunu olumlu buluyorum. Bu alanda sorumluluklarını yerine getirdiklerini düşünüyorum. Çocukların erken yaşta evlendirilmesinin önlenmesi için farkındalık kampanyaları düzenleniyor ve yasal önlemler alınıyor. Bu çalışmalar, toplumun bilinçlenmesine ve çocukların haklarının korunmasına katkı sağlıyor.
- Özellikle Roman kız çocuklarını eğitim hakkına erişimine dair gözlemleri:
Uzun yıllardır Antakya’da Domlar arasında kız çocuklarını okutma konusunda artan bir istek gözleniyordu. Ancak, depremin bu durumu ne kadar etkilediği konusunda tam bir kesinlik yok. Deprem sonrası ailelerin ekonomik durumu kötüleştiği için eğitim öncelikleri de değişmiş olabilir. Yine de, bazı aileler kız çocuklarını okutma çabasını sürdürmeye çalışsa da, bu süreç artık daha zorlayıcı hale geldi.
- Kesişimsel kimliklere dair aktarımı
Aileler yoksullaştıkça, hurdacılık işlerinde çalışan çocukların sayısının arttığını söyleyebiliriz. Engelli çocuklar konusunda kesin bir şey diyemiyorum, ancak Suriyeli Domlar da, vatandaş olan Domlar gibi benzer zor şartlar altında yaşıyorlar. Her iki grup da yoksulluk, eğitimden uzak kalma ve kötü çalışma koşullarıyla mücadele ediyor.
- Eğitim Sisteminin ve Kamu Politikalarını Roman Çocuklar Üzerindeki Etkisine dair aktarımları:
Eğitim sisteminin tam olarak kapsayıcı olduğunu düşünmüyorum; Dom çocukların ihtiyaçlarına yeterince hitap ettiğini sanmıyorum. Bu çocuklar için özel destekleyici programlar hakkında bilgim yok. Eğitim sisteminin, bu gruptaki çocukların özel gereksinimlerini göz önünde bulundurarak daha fazla iyileştirilmesi gerektiğine inanıyorum.
Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmadığı sürece, Dom çocukları geleceklerini şekillendirme konusunda ciddi zorluklar yaşayacaklar. Bu nedenle, devletin ve sivil toplum kuruluşlarının bu konuda daha aktif rol alması gerekiyor. Destekleyici programların oluşturulması, Dom çocuklarının eğitim hayatına katılımını artıracak ve topluma daha entegre olmalarını sağlayacaktır.
- Anadilinde eğitim ve anadil eğitimine dair aktarımı
Dom çocuklar hâlâ dillerini biliyor. Keşke Domari dilinde dersler olsa; ancak bu, çok uzak bir hayal gibi görünüyor. Bu dilin varlığı bile yeterince tanınmıyor, dolayısıyla Domari diline dair herhangi bir çalışma yapılacağına inanmıyorum. Her şeyden önce, bizim dilimizin bir kitabı veya müfredatı yok, bu da eğitim sisteminde yer bulmasını zorlaştırıyor. Bu durum, Dom çocuklarının kültürel kimliklerini korumalarını daha da güçleştiriyor."