STÖ/İnisiyatif 3
Sivil Toplum Görüşmeleri- STÖ’nün çalıştığı bölge
- Etnik Azınlık
- Çalışma alanı
- Hatay/Antakya
- Derneğin Romanlara dair yürüttüğü çalışmaya dair aktarımları:
Bilgisayar kursu, çocuklarla sportif faaliyetler ve evlilik öncesi ve sonrası eğitimler veriyorduk. Bu projede, bakanlık ve yerel yönetimlerin destekleri vardı. Bu destekler, eğitimlerin etkinliğini artırdı ve katılımcıların becerilerini geliştirmelerine yardımcı oldu. Özellikle çocuklar için düzenlenen kurslar, onların eğitim hayatına ve sosyal gelişimlerine önemli katkılar sağladı. Evlilik öncesi ve sonrası verilen eğitimler ise, ailelerin bilinçlenmesine ve sağlıklı ilişkilerin kurulmasına yardımcı oldu.
- Romanları yaşam şartlarına dair aktarımları:
Romanlar, yoksulluk ve ayrımcılıkla mücadele eden bir topluluktur. Hatay'da, sosyal hayatta eşit haklara sahip olan Romanların sayısı da oldukça fazlaydı; deprem öncesinde eğitim ve istihdam alanında aktif olan birçok birey bulunuyordu. Romanlar genel olarak günübirlik işlerde çalışan ve toplumsal ilişkileri destekleyen gruplardır. Hatay'da özellikle Domlar ve Abdallar öne çıkmaktadırç
- Depremin Romanların yaşamına dair aktarımları:
Depremden önce kadınlar ev işlerine giderken, erkekler hurda işlerine giderek maddi bir kazanç elde ediyordu. Bu durum, ailelerin geçimlerini sağlamalarına yardımcı oluyordu. Ancak, depremle beraber derinden etkilendik; kayıplarımız oldu ve yaşam standartlarımız ciddi şekilde düştü.
En önde olan sorunlar arasında ekonomik zorluklar yer alıyor. Aileler artık temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor, iş imkanları büyük ölçüde azaldı ve var olan işler de risk altına girdi. Hurdacılık gibi günlük geçim kaynakları artık daha da zorlayıcı hale geldi.
Kadınlar, ev işlerine gitmekte daha fazla güçlük çekiyor, erkekler ise hurda işlerinden elde ettikleri gelirleri kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyor. Bu ekonomik sıkıntılar, ailelerin eğitim, sağlık ve beslenme gibi temel ihtiyaçlarını karşılamalarını da olumsuz etkiliyor. Çocuklar, bu olumsuz koşullar altında eğitimden uzak kalmakta ve gelecekte daha fazla zorluklarla karşılaşma riski taşımaktadır. Dolayısıyla, ekonomik sorunlar sadece bugünü değil, geleceği de tehdit eden bir durum haline gelmiştir.
- Roman çocukların öne çıkan sorunlarının neler olduğuna dair aktarımları:
Çocukların en büyük sorunu eğitim hakkına erişim ve okula gitmektir; bu konuda ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. Şu an, çocukların motivasyonu büyük ölçüde ortadan kalkmış durumda. Önceden okula giden çocukların sayısı oldukça fazlayken, şimdi bu oran sadece yüzde 10’a düşmüş durumda.
Maddi imkansızlıklar, ailelerin çocuklarını okula göndermekteki isteksizliğini artırdı. Eğitim giderleri, kırtasiye malzemeleri ve ulaşım masrafları, aileler için büyük bir yük haline geldi. Bu durum, çocukların eğitimden kopmasına ve gelecekte daha zor bir yaşam sürmelerine neden olmaktadır. Eğitim hakkına erişim, sadece bireylerin değil, toplumun da geleceğini şekillendiren en önemli unsurlardan biridir ve bu konuda acilen önlemler alınması gerekmektedir.
- Roman ailerin öne çıkan ihtiyaçlarına dair aktarımları:
Aileler aslında bir yönden eğitim konusunda istekliliği artırmış durumda; çünkü günbirlik kazanç kaybının sonuçlarını gözlemliyorlar. Bu durum, ailelerin çocuklarının eğitimine daha fazla önem vermelerine sebep oldu.
Çocukların eğitim almasının, onlara daha iyi bir gelecek sunacağına dair bir farkındalık oluşmaya başladı. Önceden, maddi sıkıntılar nedeniyle eğitim genellikle ikinci planda kalıyordu; ancak şimdi aileler, çocuklarının eğitimle elde edebileceği fırsatları daha iyi anlamaya başladı. Eğitim, sadece çocukların bireysel gelişimleri için değil, ailelerin ekonomik durumlarını iyileştirmek için de kritik bir yol olarak görülüyor.
Bununla birlikte, aileler bu istekliliklerini hayata geçirmek için çeşitli zorluklarla karşılaşıyorlar. Eğitim masraflarının yüksekliği ve mevcut ekonomik sıkıntılar, ailelerin çocuklarını okula gönderme konusundaki motivasyonlarını zayıflatabiliyor. Dolayısıyla, ailelerin eğitime olan istekliliği artarken, bu isteği gerçeğe dönüştürmek için gerekli destek ve kaynakların sağlanması büyük önem taşıyor.
- Romanların ve özellikle Roman çocukların ayrımcılık deneyimine dair aktarımları:
Elbette, çocuklar ayrımcılığa maruz kalıyor. Örneğin, bizim bir akrabanın çocukları okula giderken, başka bir aile çocuğunu okuldan alıyor ve "Benim çocuğum aşiret ile aynı okula okuyamaz" diyor. Bu tür ayrımcı tutumlar, toplumsal yapının derinliklerinde yer alıyor ve henüz bunları ortadan kaldıran etkili bir mekanizma kurulmuş değil.
Ayrımcılıkla mücadele etmek için sürdürülebilir çalışmaların yapılması büyük önem taşıyor. Eğitim kurumlarının, ayrımcılığı önleyici politikalar geliştirmesi ve uygulaması gerekiyor. Ayrıca, toplumda farkındalık yaratacak kampanyalar düzenlemek, bu tutumların değiştirilmesine yardımcı olabilir.
Çocukların eşit şartlarda eğitim alabilmesi için ailelerin, eğitimcilerin ve yerel yönetimlerin birlikte hareket etmesi şart. Bu, sadece bireylerin değil, tüm toplumun geleceği açısından kritik bir adım olacaktır. Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmadığı sürece, ayrımcılığın önüne geçmek oldukça zor olacaktır.
- Çocuk işçiliğine dair aktarımları
Çocuklar, maddi imkansızlıklar nedeniyle okula gitmek yerine hurda işlerinde çalışmak zorunda kalıyor. Geçim kaygısı, onları bu ağır işlere mecbur bırakıyor. Bu durum, çocukların sigara ve madde bağımlılığı gibi zararlı alışkanlıklara yönelmesine neden olabiliyor. Eğitimden uzak kalmaları, onların gelecekteki fırsatlarını ciddi şekilde kısıtlıyor. Aileler, maddi zorluklar nedeniyle çocuklarını çalışmaya göndermek zorunda kalırken, bu durum çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimini olumsuz etkiliyor.
Ekonomik sıkıntılar, çocukların okula devam etmelerini imkansız hale getiriyor ve çalışma hayatına erken yaşta girmelerine yol açıyor. Çocukların ağır işlerde çalışması, onların hem eğitim hayatını hem de sağlıklarını tehdit ediyor. Maddi yetersizlikler, çocukları sosyal tehlikelere açık hale getirerek, bağımlılık gibi sorunların ortaya çıkmasına neden oluyor. Aileler, geçim sıkıntısı nedeniyle çocuklarını okuldan almak zorunda kalabiliyor, bu da nesiller arası yoksulluk döngüsünü derinleştiriyor. Eğitimden kopan çocuklar, gelecekte daha güvencesiz ve riskli işlere yöneliyor, bu da toplumsal sorunları artırıyor.
- Çocuk yaşta evliliklere dair gözlemleri:
Aileler, eskisine göre daha bilinçli, ancak bazı ailelerin yoksulluk nedeniyle çocuklarını evlendirdiğini duyuyoruz.Bu durum, toplumun genel dinamiklerini de etkilemeye başladı. Eğitim almanın önemi konusunda farkındalığın arttığı gözlemlense de, ekonomik zorluklar birçok ailenin kararlarında belirleyici bir unsur olmaya devam ediyor. Özellikle deprem gibi doğal afetler sonrasında, insanların yaşam standartları ciddi şekilde etkileniyor ve aileler, çocuklarını istedikleri gibi eğitme imkanlarına sahip olamıyorlar.
Devletin ve sivil toplum kuruluşlarının bu konuda yürüttüğü projeler ön plana çıkıyor; gençlerin eğitimi ve hakları üzerine çalışmalar yapılmaya başlandı. Ancak, yoksulluktan ötürü evlilikleri dayatan gelenekler hala sürüyor. Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmadığı sürece, bu tür uygulamaların sona ermesi güç görünüyor.
Bazı aileler, kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesini bir çözüm olarak görmekte; böylece maddi yükten kurtulduklarını düşünmektedir. Bu yaklaşım, çocukların gelecekteki potansiyellerini köreltebilir ve toplumun gelişimini olumsuz etkileyebilir. Çocuk yaşta evlenmenin getirdiği psikolojik ve sosyal sorunlar da göz ardı edilmemeli; bu durum ilerleyen yıllarda daha büyük sorunlara yol açabilir.
Kamu kurumları, bunun önüne geçmek için eğitim programları düzenleyerek aileleri bilinçlendirmeye çalışıyor. Ayrıca, yerel dernekler de çocukların eğitimine destek vermek için çeşitli hizmetler sunmakta; burslar ve psikolojik destek gibi imkanlar sağlanarak çocukların okula devam etmeleri teşvik edilmektedir. Ancak, bu tür çabaların kalıcı ve etkili olabilmesi için toplumun tüm kesimlerinin bu meseleye sahip çıkması gerekmektedir.
Sonuç olarak, deprem sonrası artan çocuk yaşta evliliklerin sorunu, sadece ekonomik nedenlerle sınırlı kalmayıp, toplumsal bir dönüşüm gerektiren derin bir mesele olarak karşımıza çıkıyor. Eğitim, farkındalık ve destek mekanizmaları ile bu sorunun üstesinden gelinmesi hedeflenmeli; her çocuğun eşit koşullarda eğitim alma hakkı savunulmalıdır.
- Özellikle Roman kız çocuklarını eğitim hakkına erişimine dair gözlemleri:
Kız çocuklarının eğitim konusundaki istekliliği dikkat çekiyor. Geçmişte yapılan çocuk yaşta evlilikler, ailelerin çocuklarının çalışmalarına karşılık verdiği bir durum olarak görülebilir. Aileler, özellikle kız çocuklarına destek oluyor, ev işlerine yardım ettiriyor ve onları bu şekilde sorumluluk sahibi yapmaya çalışıyordu. Suriyeli Domlar ise genellikle mevsimlik tarım işçiliği yaparak geçimlerini sağlıyordu ve bu zorlu koşullar içinde aynı şekilde yoksul kalmaya devam ettiler.
Ancak, bu zor şartlara rağmen kız çocuklarının eğitimde gösterdiği azim takdir topluyor. Aileler, özellikle de anneler, kızlarını okula göndermek için büyük çaba harcıyor. Çünkü eğitim, kız çocuklarının daha iyi bir geleceğe sahip olmaları için en önemli anahtar olarak görülüyor. Yine de, ekonomik zorluklar ve geleneksel kalıplar, bu hayallerin önünde bazen büyük engeller oluşturuyor.
- Eğitim Sisteminin ve Kamu Politikalarını Roman Çocuklar Üzerindeki Etkisine dair aktarımları:
İstihdamda, kamu kurumlarında Roman gençler iş bulmakta zorluk yaşıyor. İş başvurularında "Sen kimlerdensin?" gibi sorularla karşılaşıyorlar ve bu durumda, "Ben aşiretlerdenim" dediklerinde işe alınmadıklarını ifade ediyorlar.
Ayrımcılığı engellemeye yönelik eylem planları belirli bir rol oynasa da, bazı bireylerin bu tutumları sürdürdüğü görülüyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, bu konuda çalışma yapıyor ve çocukların okula dönüşü için çeşitli toplantılar düzenliyor. Ancak, mevcut eğitim sistemi Dom çocuklarının ihtiyaçlarını tam olarak karşılamıyor.
Zaten okula devam oranları oldukça düşükken, bu durum çocukların eğitimden uzak kalmasına neden oluyor. Eğitim sisteminin, bu çocukların özel gereksinimlerini dikkate alarak yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Aksi takdirde, ayrımcılıkla mücadele çabaları da yeterli olmayacak ve toplumda eşit fırsatların sağlanması zorlaşacaktır.
- Anadilinde eğitim ve anadil eğitimine dair aktarımı
Okulda Domari dersler olsaydı, bu durum bizi daha fazla ezilmemize neden olabilirdi. Biz, çocuklara okulda veya memurların yanında konuşmamayı öğretiyoruz; aile içinde sadece Domari konuşmaları gerektiğini söylüyoruz. Ancak, aileler çocuklarıyla Domca konuşurken, çocuklar buna karşı çıkıyor.
Türkiye’de yaklaşık 10 milyon Roman yaşıyor ve bu grubun çoğu kimliğini saklamak zorunda kalıyor. Kalabalık gruplar arasında kaybolmamak için hor görüldükleri için kimliklerini gizlemek durumunda kalıyorlar. Geçmişte insanlar, aşiretlerin mahallelerinden geçemeyeceklerini ifade ediyorlardı.
Madde bağımlılığı konusunda tedavi çalışmalarını talep ettik; bu konuda bekleyişimiz devam ediyor. Kamu kurumları ve dernekler, bu konuyla ilgili bilgi alarak daha dikkatli bir yaklaşım sergilemeye çalışıyor. Ancak, bu çalışmaların etkili bir şekilde uygulanması ve topluma entegre edilmesi önem taşıyor."