STÖ/İnisiyatif 1
Sivil Toplum Görüşmeleri- STÖ’nün çalıştığı bölge
- Etnik Azınlık
- Çalışma alanı
- Hatay/Antakya
- Derneğin Romanlara dair yürüttüğü çalışmaya dair aktarımları:
Kadınlarla aile planlaması, erken yaşta evlilik ve sabun yapımı gibi çalışmalar yürütüyorduk. Toplumsal konulara yönelik atölye ve kadın buluşmaları düzenliyorduk. Çocuk yaşta evliliklerde, kız çocuklarıyla da çalışmalar yapıyorduk; bu süreçte, kadın çalışmaları için çocuklara yönelik alan oluşturma ihtiyacımız vardı. Deprem sonrası çalışmalarımız durdu; her şey dağıldı ve çalışma imkânımız kalmadı. Mahallelerimiz yıkılınca bir araya geleceğimiz alan kalmadı ve hepimiz farklı yönlere dağıldık.
- Romanları yaşam şartlarına dair aktarımları:
Domlar, her türlü koşula uyum sağlamaya çalışan bir gruptur. Depremden önce kadınlar ev temizliğine giderken bu iş imkanı kalmadı, bohça yapanların sayısı da azaldı. Erkekler de işsiz kaldı; genelde günübirlik işlerde çalışıyorlardı. Antakya'daki domlar, yoksulluk ve ayrımcılıkla mücadele ediyor. İmkanları zayıf olduğundan sivil toplum çalışmalarına katılmaları kısıtlıdır.
- Depremin Romanların yaşamına dair aktarımları:
Deprem sonrası Dom toplulukları yoksullaştı ve sivil toplum örgütlerinin faaliyetleri durma noktasına geldi. Önceden var olan yoksulluk derinleşti, madde kullanımı arttı. Konteynarkentler dışında uzun süre kalan insanlar oldu ve hala az sayıda çadırda yaşayan Domlar var. Bu Domlar hiçbir imkana erişemiyor ve en kötü şartlarda yaşıyorlar.Detaylı bir yardım programı oluşturulması şarttır; aksi takdirde, bu toplulukların durumunun daha da kötüleşmesi kaçınılmaz olacaktır. Eğitim olanakları, sağlık hizmetlerine erişim ve temel hijyen koşulları gibi konulara acil müdahale edilmesi gerekiyor. Bu şartlar altında, çocuklar eğitim hayatına devam edemiyor, gençler ise umutsuzluk içinde geleceksiz kalıyor.
Konteynarkentlerde yaşayan Dom bireyleri, yalnızca geçici bir çözüm sunuyor. Uzun süreli barınma alternatifleri geliştirilmedikçe, bu topluluklar daimi olarak marjinalleşme tehlikesiyle karşı karşıya. Gerçekten de, deprem sonrası yaşanan travmanın etkileri sadece fiziksel değil, aynı zamanda sosyal ve psikolojik boyutlarda da derin yaralar açıyor.
Yerel yönetimlerin ve insani yardım kuruluşlarının iş birliği yaparak kapsamlı bir destek sistemi oluşturması gerekmektedir. Psiko-sosyal destek programları, toplumsal dayanışma ve ekonomik fırsatların artırılması, kuşkusuz ki bu zorluklarla başa çıkmak için elzemdir. Aksi halde, Dom toplumu, içine düştüğü bu zor durumdan kurtulamayacak ve kendi kültürel varlıklarını sürdürme mücadelesi de tehlikeye girecektir.
Bu bağlamda, insani değerlerimizin yeniden gözden geçirilmesi ve yoksulluğa karşı bir kenetlenme çağrısı yapılması son derece önem taşımaktadır. herkesin dikkate alması gereken bu kriz, sadece bireysel değil, toplumsal bir sorumluluktur.
- Roman çocukların öne çıkan sorunlarının neler olduğuna dair aktarımları:
Depremden önce, Dom çocukları arasında üniversite eğitimine devam eden birçok öğrenci vardı ve okuma oranları artmıştı. Ancak depremle birlikte okullar yıkıldı, yollar tehlikeli hale geldi ve eğitim ile sağlık sistemleri zayıfladı. Birçok öğretmen hayatını kaybetti. Konteyner ortaokullar açıldı, ama çocuklar artık okula gitmekte isteksiz. Deprem korkusu nedeniyle, bir gün okula giden çocuklar, beş gün okula gitmiyor. Uzun süre şehir değiştirdik ve çocuklar çadırlarda kaldı. Tüm bunlar onların eğitimine olumsuz etki etti.Eğitimdeki bu kesintiler, öğrencilerin psikolojik durumlarını da derinden etkiledi. Birçok çocuk, yaşadıkları travmanın etkisiyle içine kapandı. Daha önce hayat dolu olan sınıflar, şimdi sessiz ve boş kalmaya başladı. Öğretmenler, sınıflara dönüş yapmaya çalışsa da, çocukların gözlerindeki korku ve belirsizlik, eğitim ortamını zorlaştırıyordu.
Konteyner okullardaki eğitim, geleneksel okulların yerini almaktan uzak. Yetersiz malzemeler, sınıf ortamının darlığı ve öğretim yöntemlerindeki aksaklıklar, çocukların öğrenme hevesini azaltıyor. Aileler, çocuklarını tekrar okula göndermek konusunda endişeliydi; bazen eğitimden daha çok güvenliklerini düşünmek zorunda kaldılar.
Kimi aileler, çocuklarını uzaktan eğitim imkanlarından yararlanmaya teşvik etmeye çalıştı, ancak internet erişiminin sınırlı olması bu çabaları da etkisiz hale getirdi. Eğitimde fırsat eşitsizlikleri belirginleşti, zira bazı çocuklar öğrenimlerini sürdürebilirken, birçok çocuk maalesef bu imkandan yoksun kaldı.
- Roman ailerin öne çıkan ihtiyaçlarına dair aktarımları:
Ailelerin ekonomik durumu gerilemeye başladı. Dom’un erkekleri hurda işine, kadınlar temizlik gibi işlere yöneliyordu. Erkekler kısmen kazanmaya devam etse de, kadınlar kazanç sağlayamıyor. Dom kadınları, para kazanma isteği ve özgüven artışı yaşıyor. Ancak şu an ailelerin temel ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanmaları gerekiyor. Deprem sonrasında Dom kadınları daha da yoksullaştı.
Gençlerimiz ekonomik olarak güçlenmiş, gecekondulardan çıkmış ve Antakya’da Domların refah seviyesi artmıştı; artık güzel evlerde, apartmanlarda yaşıyorduk. Ancak depremle bu ilerleme sıfırlandı. Kadınlar önceden iyi koşullarda yaşarken, depremle birlikte bu durum da sersemledi. Ailelerin geçim sıkıntısına odaklanması, eğitim konusuna gereken önemi vermelerini engelledi.
Daha önce aileler, çocuklarını okutmak için yarışırken, mühendis, doktor, avukat olmalarını istiyorlardı; şimdi ise bu konular önceliğini yitirdi. Aileler, çocuklarının eğitimine olan ilgilerini kaybetti.
- Romanların ve özellikle Roman çocukların ayrımcılık deneyimine dair aktarımları:
Kontyener kente ilk geldiğimizde ayrımcı tutumlar vardı. Çocuklar özel olarak bu konuda sıkıntı yaşamadı. Ancak diğer gruplar Dom çocuklarına küfürlü konuşarak, bizim çocukları da kötü etkiliyorlar.Bu durum zamanla daha da belirginleşti. İlk başlarda çocuklar, kendi aralarında dayanışma göstererek, bu olumsuz tutumları bertaraf etmeye çalıştılar. Ancak, yetişkinlerin tutumları değişmediği sürece, gençlerin arasında da bir ayrışma olmadı. Dom olmayan aileler çocuklarının Dom çocuklarla kendi çocuklarını beraber okumasını istemiyor. Aynı okula gitmelerini istemiyor. Bu eğitime devamının öne geçiyor. Bazı ebeveynler, çocuklarının bu tür davranışları örnek almasını istemiyor ve aile içinde bu konuları tartışarak çözüm bulmaya çalışıyorlar. Ancak dışarıdan gelen etkilere karşı dirençli olmaları gerektiğini anlamaları zaman alıyor. Küfürlü ifadeler, sadece ruh hallerini değil, aynı zamanda sosyal bağlarını da tehdit ediyor.
Eğitimciler, bu durumu fark etmiyor..
Birlikte yaşama kültürünü aşılamak için daha fazla çaba gösterilmeli. Çocuklar bu tür ayrımcılıklara maruz kaldıkça, kendilerine daha çok kapanıyorlar ve bu da gelecekte daha büyük sorunlara yol açabilir. O yüzden, her bir bireyin bu çok kültürlü ortamda saygı ve sevgi ile yaklaşması şart.
- Çocuk işçiliğine dair aktarımları
Deprem sonrası artan yoksulluk nedeniyle Dom ve Abdal çocuklar hurdacılığa başlamış; okulu bırakıp ailelerine destek olmaya mecbur kalmışlardır. Kamu kurumlarının bu durum için herhangi bir çalışması yok.Bu durum, toplumsal eşitsizliklerin derinleşmesine ve dezavantajlı grupların daha da yoksullaşmasına neden olmuştur. Hurdacılık, çocuklar için geçim kaynağı olmasına rağmen, eğitim haklarının gasp edilmesine yol açmaktadır. Dom ve Abdal çocuklar, yaşları üstünde, ağır fiziki koşullarda çalışmak zorunda kalırken, gelecekleri de belirsizleşmektedir. En büyük hayalleri, bir gün okula dönüp, daha iyi bir hayat kurmakken, ailelerinin geçim derdi onları çaresiz bırakmaktadır.
Bu süreçte sivil topluma düşen görev önem kazanmaktadır. İnsanlar, bu çocukların eğitim hakkı için seslerini yükseltmeli ve yerel yönetimlerden destek talep etmelidir. Kamu kurumları, sadece afet sonrası değil, sürekli bir destek mekanizması oluşturarak bu tür durumlarla başa çıkmalıdır. çocukların yaratıcılığını, potansiyelini ve hayallerini desteklemek, toplumun geleceği için de büyük önem taşımaktadır.
- Çocuk yaşta evliliklere dair gözlemleri:
Deprem öncesinde çocuk yaşta evlilikler mevcuttu. Deprem sonrası bu konuda bir artış gözlemleniyor; aileler, "okumuyorsan evlen" diyor. K
- Özellikle Roman kız çocuklarını eğitim hakkına erişimine dair gözlemleri:
Dom kız çocuklarının eğitime ilgisi daha fazla diyebilirim; kız çocukları depremle beraber ev işlerinde yükü tabi ki de artmıştır.
Belki de bu mücadele, gelecekteki nesiller için bir umut ışığı olabilir. Kız çocuklarının eğitime olan ilgisi arttıkça, toplumsal yapıda da bir değişim yaşanabilir. Eğitim, sadece bireylerin değil, toplumun da gelişimini sağlayacak bir araçtır. Bu yüzden, desteklenmeleri ve cesaretlendirilmeleri gerekiyor. Her bir kız çocuğu, hayallerine ulaşma yolunda bir adım atabilmeli; bu da onların haklarıdır.
- Kesişimsel kimliklere dair aktarımı
Suriyeli Domların aileler eğitime erişim daha kısıtlı diyebilirim.
- Eğitim Sisteminin ve Kamu Politikalarını Roman Çocuklar Üzerindeki Etkisine dair aktarımları:
Bazı kamu kurumlarıyla sınırlı görüşmeler ve toplantılar (Dünya Romanlar Günü ve uyuşturucu meselesi hakkında) yapıldı, ancak spesifik toplantılar pek olmadı. Eğitim sistemini yetersiz buluyorum; çocukların ihtiyaç duyduğu birçok koşul eksik. Bilgisayar gibi imkanlara ihtiyaçları var, ancak bunlar yeterince mevcut değil. Ortakokul için servis hizmeti yok, bu sadece Dom için değil, herkese yönelik bir eksiklik. Çocuklar için oyun oynayacak ve sosyal etkinlik yapacak alanlar da yok; biz çocukken yüzmeye gider ve spor faaliyetleriyle ilgilenirdik, ama depremin ardından bu imkanlar kalmadı. Psikososyal destek çalışmaları hem çocuklar hem de yetişkinler için yapıldı, ancak depremin ilk döneminde konteynar kente yerleşinceye kadar bu desteklerin sağlanması mümkün olmadı.
Depremden önce birçok kurs gibi etkinlikler vardı. Aileler, kamudaki esen kartları ve çocuk yardımı gibi destekler aldılar.
- Anadilinde eğitim ve anadil eğitimine dair aktarımı
Çocuklar dili biliyor, ancak genellikle evde konuşuyorlar. Domari'nin bir kitap veya film olarak ele alınması faydalı olurdu. Ayrıca Domari seçmeli dersi de yararlı olabilir.
Domların tarihi ve varlığı yeterince bilinmiyor; belki bir gün bu konularda araştırmalar yapacak Dom çocukları yetişecek. Ancak mevcut eğitim sistemi bu konuda yeterince destek sunmuyor.
Ördeklerin yavruları ördek olur; imkan olsa Dom çocuklar dillerini daha iyi konuşur ve kendi dillerinde üretim yaparlar."