Ve afetlere müdahalede rol oynayan yerel yönetimler, sivil toplum
kuruluşları ve uluslararası toplum bu ilkeleri gözetmelidir.
Afet sonrasında devletler hasar tespiti ve değerlendirme çalışmalarını
yapmalı binaların, altyapının ve diğer yapıların güvenlik düzeyini
belirlemelidir. Bu değerlendirmeler, afetzedeler için güvenli bölgelerin
belirlenmesi ve riskli alanlardan uzaklaştırılmaları için önemlidir.
Onarım ve yeniden inşa sürecinde hasar gören altyapıyı onarmak veya
yeniden inşa etmek, su ve kanalizasyon sistemlerini, elektrik ve iletişim
hatlarını işler hale getirmek ve insanların olağan yaşamlarına
dönebilmesini sağlayacak diğer destek mekanizmaları oluşturmak
devletlerin afetler sonrasındaki yükümlülüğüdür.
Devletler bu yükümlülüklerini yerine getirme konusunda gereken
durumlarda uluslararası yardım talep etmek ve iş birlikleri için uygun
şartları sağlamalıdır.
Devletler bu yükümlülükleri gereğince hakların ihlal edilmesini önlemek
için organlarının ve yetkililerinin ilgili haklara saygı göstermesini sağlamak
ve mağdurları üçüncü tarafların ihlallerine karşı korumak, ihlal
gerçekleşmesi halinde tazmin ve rehabilitasyon sağlamakla yükümlüdür.
Devletler afet öncesi ve afet sonrasına ilişkin yükümlülüklerini yerine
getirirken sürecin her aşamasında erişilebilir bilgileri üretmeli, yaymalı ve
evrensel ayrımcılık yasağı ilkesine uygun hareket etmelidir. Bu çerçeve
afetlerde insan haklarının korunması için asgari temel ilkelerdir.
Üçüncü BM Dünya Konferansı’nda kabul edilen ve bir dizi hükümetler arası
görüşmenin de çıktısı olan Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesi 2015-2030
hükümetlere bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi konusunda yol
göstericidir. Sendai Çerçevesi afet riskine karşı kapsamlı ve insan odaklı
önleyici yaklaşım geliştirilmesi gerekliliğini vurgular. Çerçeve bu nedenle
risk önleme planlarının oluşturulması ve uygulaması süreçlerinde
çalışmalarına kadınlar, yoksullar, yerel halk, engelliler vb. katılımının
sağlanmasını önerir.
34