Covid-19 Pandemisi sonrasında hazırlanmış olmasına rağmen olağanüstü
durumlara ilişkin herhangi bir politikanın öngörülmemiş olması, devletin
Roman topluluklarının insan haklarına erişimini izlemediğine, olumlu ve
olumsuz değişimleri not almadığını göstermektedir.
Raporda Kullanılan İnsan Hakları Çerçevesi
Devletler, doğal afetler de dahil olmak üzere her durumda vatandaşları ve
topraklarında yaşayan herkesin insan haklarına saygı gösterme, bu hakları
koruma ve yerine getirme yükümlülüğüne sahiptir. Bu yükümlülükler
evrensel ve bölgesel insan hakları sözleşmeleri kaynaklıdır. Depremlerin
özellikle barınma, temiz suya ve gıdaya erişim, sağlık, eğitim hakkı
üzerinde etkili olmaktadır. BM Ekonomik Sosyal Kültürel Haklar
Sözleşmesi’nde (ESKHS) güvence altına alınan bu haklara ilişkin olarak
doğal afet dönemleri için herhangi bir istisna bulunmamaktadır. İnsan
hakları sözleşmelerinde afet durumlarının açıkça zikredilmemesi devlet
yükümlüklerini doğal afet dönemlerinde ortadan kalktığı anlamına
gelmemektedir.
BM Ekonomik, Sosyal Kültürel Haklar Komitesi Genel yorumlarında
Sözleşmedeki hakların doğal afet ve afet riski altında bulunanlar
bakımından geçerli olduğunu belirtir.
Yaşamaya Elverişli Konut Hakkı Genel Yorum’unda “…doğal afetlerden
zarar görenler, doğal afet tehlikesi altında yaşayanlar ve benzer
güçsüz konumda olanlar, konut edinme hakkı açısından belirli
önceliklere sahip olmalıdır. [5]
Yeterli Beslenme Hakkı Genel Yorum’unda “Son olarak, bir birey veya
bir grubun kendi kontrolü dışındaki nedenlerden dolayı yeterli gıdaya
erişim hakkından faydalanamaması halinde, Devletler bu hakkı
doğrudan sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, doğal âfet ve
benzeri felaket mağdurlarına yönelik olarak da geçerlidir.” [6]
5) A.g.e. sy. 142
6) A.g.e, sy. 208
6