Hak İhlalleri ve Ayrımcılık
6 Şubat sonrasında ortaya çıkan temel sorunlardan birinin
koordinasyonsuzluk olduğu resmi olarak kabul edilen bir olgudur. Başta
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) olmak üzere ilgili
bakanlıklar ve il valilikleri, ilk müdahale ve insani yardımlar (Gıda, giyecek,
temiz su, battaniye, çadır vb.) için hızla yapılması gereken ihtiyaç tespitleri
ve dağıtım organizasyonunu hayata geçirememiştir. Koordinasyonsuzluk
yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını da engellemiştir. İlk günlerde
Türkiye’nin her yerinden sivil toplum örgütleri, yurttaş inisiyatifleri, ticari
firmalar tarafından deprem bölgesindeki illere gönderilen yardımlar
taşıyıcılar tarafından ilk görülen toplanma veya çadır alanında
bırakılmıştır. [21]
Yüz yüze yapılan anketlere verilen cevaplar görüşmecilerin anlatımlarını
teyit etmektedir. İnsani yardıma ilk erişim zamanınız sorusuna verilen
yanıtlara göre depremden sonraki ilk üç günde insani yardıma
ulaşabilenleri oranı sadece %29’dur. Görüşmecilerin %36,9’u insani
yardıma ancak onuncu günden sonra erişebildiklerini ifade etmiştir.
Roman grupların insani yardıma erişimin sürelerinde iller arasında da
farklılıklar olduğu görülmektedir.
Depremin ağır yıkıma yol açtığı illerde ilk 2-3 gün içinde insani yardıma
erişebildim diyenlerin oranı Adıyaman’da %23,1; Hatay’da %43,8;
Malatya’da ise %21,2’dir. Depremin daha az hasar yarattığı Ş.Urfa’da
görüşme yapılan 27 kişiden hiçbiri ilk 2-3 gün içinde insani yardıma
erişememiştir.
İnsani yardımların dağıtımı konusunda ayrımcı uygulamaların yapıldığına
ilişkin bilgiler zaman zaman medyaya da yansımıştır. Medyaya yansıyan
vakaların çoğunluğu Suriyeli sığınmacılar ve Romanlar ile ilgilidir.
21) https://www.ntv.com.tr/galeri/turkiye/yardim-malzemelerini-cadde-ve-sokaklarabiraktilar,t4w5R6X6PUqjaKeVYk554w/UyGZxvg1iU2zVp5PPRquHA
11